Eyüpsultan, İstanbul'un sur dışındaki ilk büyük yerleşim noktası olarak fethin hemen ardından kutsal bir cazibe merkezine dönüşmüş bir semttir. Buradaki ağırlık, Hz. Muhammed'in sahabesi Eyüp el-Ensari'nin İstanbul kuşatması sırasında (yaklaşık 670'lerde) şehit düştüğüne inanılan kabrinin Fatih döneminde keşfedilmesine dayanır. O günden sonra Eyüp, padişahların kılıç kuşandığı, ailelerin sünnet ve hatim törenlerini taşıdığı, ölülerin defnedilmek için sıraya girdiği bir manevi yoğunluk hattı oldu.
Rotanın çekirdeği elbette Eyüp Sultan Camii ve Türbesi. Avlunun çınarları altında bir adım geriye çekilip cami-türbe-meydan ilişkisine bakmak, kalabalığa kapılıp doğrudan içeri dalmaktan daha öğreticidir. Caminin hemen yakınında Sokullu Mehmet Paşa'nın türbesi durur; Osmanlı'nın en uzun süre hizmet vermiş sadrazamlarından biri için Mimar Sinan'ın tasarladığı sade ama oranları çok başarılı bir yapıdır. Avlu çıkışından yokuş yukarı tırmanmaya başladığınızda sizi karşılayan, Osmanlı'nın en prestijli mezarlığı: padişah hocaları, şeyhülislamlar, paşalar ve sıradan müminler aynı yamaca yan yana gömülüdür.
Mezarlığın içinden geçen taş patika sizi sessizce yukarı, Pierre Loti Tepesi'ne taşır. İsterseniz alternatif olarak teleferiğe binebilirsiniz; ama yürüyüş bu rotanın ruhuna çok daha uygundur, çünkü adım adım yükseldikçe Haliç hatları yavaşça açılır. Tepedeki kahve, Fransız yazar Pierre Loti'nin (Julien Viaud) İstanbul'da geçirdiği yıllarda buraya gelip oturmasıyla adlandırılmıştır; içerisi nostaljik bir dekora sahip olsa da asıl mesele teras: aşağıda Haliç, karşıda Fatih ve Eminönü silueti, sağda Galata.
İnişte, tepe ile cami arasındaki sırtta II. Mahmud döneminin İdris Köşkü ve civarındaki küçük tekke kalıntıları sizi karşılar. Buradan Feshane'ye doğru inmek, semtin 19. yüzyıl endüstri yüzünü görmenin en kolay yoludur: 1830'larda fes ve askeri kumaş üretmek için kurulan Feshane, bugün çağdaş sanat sergilerine, fuarlara ve biennale paralel etkinliklere ev sahipliği yapan bir kültür mekânı.
Pratik notlar: Rota hafta içi sabah daha sakin gezilir; cuma günleri ve dini bayramlarda cami avlusu çok kalabalıktır ve gezinti yavaşlar. En güzel saat geç ikindi — Pierre Loti'ye vardığınızda gün batımına denk gelirsiniz. Yokuşun bir kısmı dik; rahat ayakkabı şarttır. Yürümek istemezseniz teleferik tek yön ücretli ve hızlıdır (~5 dakika). Ulaşım için Haliç vapur iskelesi (Eyüp) en pratik seçenek, ayrıca metro ile Eyüpsultan-Alibeyköy hattı semte ulaşıyor.


.jpg?width=900)
