Eminönü, beş yüzyıldır sebebi değişmeden çalışan bir mekanizma. Aynı sokakta babanın açtığı dükkâna oğlun devraldığı, tahta perdelerin arkasında hâlâ kuyumcuların, kalemtıraşçıların, sahafçıların oturduğu bir bölge. Bu rota o mekanizmanın iskeletini izliyor: önce kapalı çarşı, sonra hanları, sonra çevresindeki ibadet ve donatım yapıları.

Kapalıçarşı (1461), 60'tan fazla sokakta 4.000'i aşkın dükkânıyla dünyanın en eski kapalı çarşılarındandır. Cevahir Bedesteni içte en eski bölüm; antika ve gümüş için doğru adres. Yarım saatte tur atılır, ama hakkını vermek için iki saati gözden çıkarın. Kapalıçarşı'nın Nuruosmaniye kapısından çıkıp Mahmutpaşa Yokuşu'na inerken yolun solundaki Büyük Valide Han'ı atlamayın: üç avlulu, bugün hâlâ dokuma atölyelerinin çalıştığı 17. yy hanı; çatısından şehrin en sahici manzarası vardır.

Yokuş aşağı devam edince Rüstem Paşa Camii'ne ulaşılır. Mimar Sinan'ın 1561 yapısı; İznik çinisinin sınırlarını zorlayan iç mekânıyla küçük ama yoğun. Cami yüksek bir terasta; girişi Hasırcılar Çarşısı'nın içindeki dar bir merdivenden.

Mısır Çarşısı (1664), Yeni Cami külliyesinin gelir kaynağı olarak inşa edildi; baharat ticaretinin ana adresi. Bal, kuruyemiş, lokum, peynir... çevresindeki Tahtakale sokakları çarşının arka mutfağı gibi: küçük üretici dükkânları, kahveciler, otantik balıkçılar.

Rotayı Süleymaniye Camii ile tamamlıyoruz. Sinan'ın 1557'de tamamladığı külliye, mimari programının en bütünlüklü örneğidir: cami + medreseler + darüşşifa + imaret + hamam + türbeler. Caminin Haliç'e bakan terası gün batımı için şehirdeki en iyi noktalardan biri. Külliye içindeki Lale Restaurant (eski darüzziyafe) öğle yemeği için sahih bir seçenek.