İstiklal'in arka yamaçları, şehrin entelektüel-bohem damarının fiziksel karşılığıdır. Çukurcuma, eski Rum ve Levanten apartmanlarının yüzyıllık antika dükkânlarına evrildiği dik sokakların adı; Cihangir, bu sokakların yukarısında gazeteci-yazar-sinemacı kuşağının demlendiği mahalle. Bu rota her ikisini de küçük bir döngüyle dolaşmayı öneriyor.
Masumiyet Müzesi (2012), Orhan Pamuk'un aynı adlı romanının yan ürünü olarak açıldı; ama tek başına bir sanat yapıtıdır. Romandaki Füsun karakterinin biriktirdiği nesneler —izmaritlerden ruj kapaklarına, eski sinema biletlerinden gümüş çatallara— vitrinler halinde sergileniyor. Müze, küçük ev müzelerinin nasıl kavramsallaştırılabileceğine dair tüm dünyada model haline geldi; 2014'te Avrupa Yılın Müzesi ödülünü aldı.
Müzeden çıkıp Çukurcuma Caddesi'nde aşağı yürüyün. Yokuşun başında ve ortasında antikacılar sıralanır: Tombak, Selden, Türk Klasikleri gibi köklü dükkânlar 1960'lardan beri burada. Osmanlı ezan saatleri, gümüş cezveler, 19. yüzyıl haritaları, Bedri Rahmi baskıları... araştırmaya açık biri için saatlerce kaybolunacak bir labirenttir. Pazarlık olağan; dükkâncılar saatlerce çay ısmarlar.
Çukurcuma'nın altından Sıraselviler Caddesi'ne kıvrılıp Cihangir'e tırmanın. Firuzağa Camii çevresi mahallenin kalbi: kafeler, sahaflar (Mephisto Sahaf, Robinson Crusoe 389 yakın), galeri-kitapçı melezleri. Akşamüstü Cihangir teraslarının birinden Boğaz'a bakarak günü kapatmak rotanın klasik finalidir.

