Sultanahmet kalabalığından kaçanlar için Bizans'ın asıl sergi salonu Edirnekapı'da. 14. yüzyıl başında Theodoros Metokhites, Khora Manastırı kilisesini —bugün Kariye Camii— para basacak bir cömertlikle mozaik ve freskolarla donattı. Sonuç, İtalyan Rönesansı'ndan önce Doğu Roma resminin ulaştığı son ve en yüksek noktadır: figürlerin yüzlerinde duygu, perspektif girişimleri, klasik antikiteye dönüş.
Kariye'nin nartheksinde Meryem'in çocukluğu ve İsa'nın yaşamı mozaikleri sahne sahne okunur. Asıl şok ise paraklesion'daki Anastasis (Diriliş) freskosudur: İsa Hades'in kapılarını kırarak Adem ve Havva'yı mezarlarından çekiyor, kompozisyonun dinamizmi sonraki bin yıl içinde nadiren yakalanmıştır. Yapı 2020 sonrası yeniden ibadete açıldı; mozaikler büyük ölçüde görünür halde, freskolar perdelerle korunuyor — gece ziyaret saatleri ve özel rezervasyonlarla görülebiliyor.
Buradan beş dakikalık yokuş aşağı yürüyüşle Fethiye Camii'ne (eski Pammakaristos Manastırı) ulaşılır. Yapının güney parekklesion'u 14. yüzyılda eklendi ve Bizans'ın geç dönem mozaiklerinin ikinci büyük örneğini barındırır. Müze bölümü ayrı bilet, cami kısmı her zaman açık.
Rotayı Tekfur Sarayı ile tamamlamak iyi olur. 13.-14. yüzyıllar arasında inşa edilmiş, Konstantinopolis surlarına bitişik tek ayakta kalmış saray bölümü. 18. yüzyılda burada İznik geleneğini sürdüren bir çini atölyesi kuruldu; bugün restore edilmiş yapıda hem Bizans hem de Osmanlı çini üretim katmanlarını yan yana görebilirsiniz. Yapıdan birkaç adım ötede Theodosius surlarının Edirnekapı bölümü başlar; surlara çıkmak isteyenler Yedikule yönüne kısa bir yürüyüş ekleyebilir.


