Balat ve Fener, İstanbul'un en sıkı çok-kültürlü laboratuvarıdır: yüzyıllarca Rumların, Yahudilerin, Ermenilerin ve Müslümanların aynı sokakta yaşadığı, dini yapılarının duvar duvara durduğu mahalleler. 20. yüzyıl boyunca demografisi büyük ölçüde değişti; Rum nüfusu büyük çoğunluğuyla taşındı, Yahudi cemaati Şişli'ye doğru göçtü. Geriye taş yapılar, kiliseler, sinagoglar ve son on yılda renklendirilmiş ahşap evler kaldı.

Rotaya Balat'ın merkezi sokaklarından, Vodina Caddesi etrafından başlamak iyi olur. Buradaki renkli boyalı ahşap evler son on yılın işi — özgün değiller ama mahallenin Instagram'da ünlenmesini sağladılar; turistik kafelerin yoğun olduğu bölge. İçerilere doğru inerken Yanbol Sinagogu (15. yy) ve Or-Ahayim Hastanesi (1898) Yahudi cemaatinin izlerini taşır.

Fener'e doğru inerken Aya Yorgi Rum Patrikhanesi (Ekümenik Patrikane), 1601'den beri buradadır. Bahçesinde küçük ama anlamlı bir patriklik müzesi var; ana kilise sade dış cephesinin aksine içeride zengin ikonalar ve patrik tahtıyla ağır bir atmosfer yaratır. Patriklik bütün dünya Ortodoksluğunun manevi merkezi olarak iş görür.

Haliç kıyısına biraz daha yaklaşınca Bulgar St. Stephen Kilisesi —kısa adıyla Demir Kilise— görünür. 1898'de Viyana'da dökme demirden parça parça üretilip Tuna ve Karadeniz yoluyla İstanbul'a getirilip kurulan bu yapı, dünyada hayatta kalmış birkaç prefabrik dökme demir kiliseden biri. 2018 restorasyonu sonrası içi de görülebilir.

Rotayı Fener tepesindeki Özel Fener Rum Lisesi (Kırmızı Mektep, 1881) önünden geçerek tamamlayabilirsiniz. 19. yüzyıl Bizans canlandırma üslubunda bu kırmızı tuğla yapı, Haliç'in bütün manzarasına hâkim. Halil Halid Bey'in tabiriyle 'koca bir tarih kitabının kapağı gibi' uzakta durur.